12 Ekim 2010 Salı

Geçen hafta bir sabah okulda :))

İstanbul'da son günlerde gökyüzü hep gri.. Ama arada bir gökkuşağı çıkıp renklendiriyor ortalığı..

11 Ekim 2010 Pazartesi

Ne çok zaman oldu :))

İki aydır, tekrar İstanbul'luyum :) Öyle hızlı geçti ki günler.. Temmuzun son günlerinde geldim ve 3.Ağustos'ta İstanbul'daki işime başladım.. Yeni okulum, Çamlıca tepesinde konut olarak yapılmış bir villanın okula dönüştürülmüş hali.. Bir de tabii bağımsız bir anaokulu, bu nedenle o çok sevdiğim büyük okul havasından uzaklaştım.. Fakat okulumun küçücük, ev halleri de insanın içini ısıtıyor. Sanırım küçücüklüğüne alıştım bile..

Neyse.. Okulun çatı katından muhteşem bir Marmara Denizi manzarası var.. Çevresindeki kocaman bahçe biraz bakımsız da olsa sevimli..

Geldiğimden beri inanılmaz bir yoğunluk içinde geçti günler.. İlk kez bugün biraz daha sakin bir gün geçiriyorum..

Neler yaptım?? Öncelikle evime yerleştim.. Artık 1+1, nohut oda+bakla sofa bir evim var.. Alışmak biraz zor oldu, hala çok küçük geliyor..

Okula alışmaya çalışıyorum..

Derin bazı akşamlar bende kalıyor.. Çok keyifli bir süreç.. Evi karıştırıyor, çizgi filmini izliyor ve ardından koyun koyuna uyuyoruz.. Haa bir de sürekli "teyze bunu bana hediye eder misin?" diye soruyor :) Ama topladığı ganimetleri sonra bende unutuyor..

Çok yorgun hissediyorum kendimi.. Ama uzuuuuun bir süredir olmadığım kadar mutluyum :)

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Kuzularımız Oldu..


Fotoğraf makinama birşeyler oldu.. bazı yerler böyle buğulu çıkıyor.. Sürekli benden kaçtıkları için güzel bir poz da yakalayamadım ama olsun :) Okulumuzun hayvan çiftliği bölümünde iki koyunumuz vardı.. Kışın havalar soğuyunca, bu koyuncuklar bir sürüye dahil edilmek üzere gönderildiler.. Geldiklerinde ikisi de hamileydi.. Şimdi de birer hafta arayla kuzuları oldu.. Şu anda ben ofiste, masamın başında bunları yazıyorum, fonda ise çan sesi var.. Koyunlarımız, kuzularımız okulun çevresinde otluyorlar.. Huzur verici..
Sıkıcı temmuza, renk kattı kuzular..
Çocuklar burada olsaydı keşke, bayılırlardı :)

8 Temmuz 2010 Perşembe

MEB Ankara İl Müdürlüğü Dergisi ve Yazım

Daha önce Tuz Gölü ile ilgili yazdığım yazı yayınlanmıştı, şimdi de okulda yaptığımız Benim Şehrim: Çocuk Gözüyle Ankara projesi hakkında yazdığım yazı yayınlandı.. Bu kadar yoğunlukta dergi gelince çok mutlu oldum.. :)





7 Temmuz 2010 Çarşamba

Taşınma İşleri..

Sırtım ağrıyor.. Uykusuzum.. Ev karmakarışık, aradığım birşeyi bulmak mümkün değil.. Sabah işe gelirken üzerime giyecek birşey bulmak ne zor oluyor.. Daha bir sürü sızlanırım ama komik tarafından bakmak da mümkün... Geçen gün internette dolanırken Budget'ın Amerika'daki nakliye kamyonlarındaki görsellere rastladım... Çok güldüm.. Tam durumuma uygun :)




















1 Temmuz 2010 Perşembe

Temmuz..



Son ayım.. Artık Ankara'dan ayrılıyorum.. 31.Temmuz akşamı valizimi alıp, İstanbul'a gidiyorum.. Böyle dönemlerde kendimi daha bir yalnız hissediyorum ben.. Bundan 11 yıl önce aynı durum, aşağı yukarı benzer sahnelerle gerçekleşmişti.. Sonra 6 yıl geçti ve bu sefer İstanbul'dan Ankara'ya bir geliş.. Her seferinde hem umutla hem de hüzünle.. Ama hep ağlaya ağlaya.. Kendimi tenis topu gibi hissediyorum ve artık oyundan çıkmak istiyorum ya da başka bir korta gitmek :))


Hüzünlüyüm hem de çok.. Evi topluyorum.. En son taşınmam sırasında atamadığım pek çok şeyi atıyorum.. Ama eşyadan değil de hatırasından ayrılıyormuşum gibi geliyor, içim acıyor.. Ne çok şey var bunca yıl içinde birikmiş.. Kimisi yıllar önce Ankara'dan İstanbul'a gitmiş, sonra tekrar gelmiş :))

Aslında karmakarışık duygular.. Yeni başlangıç kaygılandırıyor.. Öte yandan buradaki yalnızlık duygumun geride kalacak olması mutlu ediyor.. Hem çok üzülüyorum, hem umutlanıyorum..

Eşyaları toplamak için kendime tanıdığım süre dolmak üzere, 3+1 evden 1+1 eve sığmaya çalışmak toplanma işini daha da zorlaştırıyor.. Ama sonuçta bitecek.. Ne bitmiyor ki? Haftaya pazar günü eşyalarım yeni adresinde olacak, 1 Ağustos'ta da ben..

Artık Ankara'ya sadece sevdiğim insanları ziyaret etmek için gelmek istiyorum.

11 Haziran 2010 Cuma

Bir Geştalt Ödevinin Daha Ardından..

Ne kadar çok zaman oldu yazmayalı.. Bir süredir yine meşhur ödevlerimden birinden dolayı eve kapanmıştım. Bir de okul çok yoğun.. Yapmam gereken bir sürü şey var ama uyumaya bile vaktim yok :( Geçen hafta mezuniyet töreni vardı, bir haftadır da kostüm parası tantanası var.. Off bazen çok komik geliyor insanların 16000 lira yıllık okul ücreti ödeyip, sonra devede kulak kalacak miktarlar için zaman ayırıp, dünya kadar sözcük dizisinden oluşan mesajlar yazmaları.. Bir yanım anlıyor onları; 5 yıldızlı otelde herşey dahil tatile gittiğinizde kahvaltıda içeceğiniz portakal suyunun ücretinin talep edilmesine benziyor bu çünkü.. ama bir yanım sanki ben alıyormuşum gibi her kuruşun hesabını vermeye çalışmaktan yoruluyor ve kızıyor.. üstelik bazen o denli kabalaşılıyor ki kocaman bir sene emek verdiğimiz çocukların, anne-babalarının tüm emeğimizi, özenimizi unutup birden bizi öteki yapışı.. Sanki farklı hedefler için uğraşan, farklı taraflarız.. haksızlığa uğramış hissediyorum kendimi..

Bu sefer ödev, direnç konusundaydı.. Neye direndiğimi bulabilmiş değilim.. Kafam karmakarışık.. Bu da direnç :) Çok yorgunum, dün gece uyumadım.. uykusuz kalmak sarstı..

Ama sonra aklıma Zeynep geliyor, annesi yoğun bakımda.. Onun uykusuzluğu ile benimki bir olabilir mi???