Pınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2010 Cumartesi

Dün Akşam.. :)) Bekarlığa Veda..


Bu seferki "dün akşam" çooook eğlenceli ve anlatılacak çok şey var aslında :))) Daha önce kız isteme, nişan gibi aşamaları yazmıştım sevgili Pınar ve Barış'la ilgili, dün akşam da kına gecesi ve bekarlığa veda partisi organizasyonları vardı ve ben, bekarlığa veda kısmını renklendirmeye çalıştım biraz.. Kına gecesi evde, bekarlığa veda ise Meandros'taydı.. Ben anlatmayayım, fotoğraflar anlatsın en iyisi..

Önce partiye hazırlık :)

O bir prenses, tabii ki tacı olacak!!

Eee peki biz??

Taç ve tokalar tamam! Başka??

T-shirtler de tamaaaaam! Başka??

Bulunabilen tematik rozetler de tamam! Başka??

Anı defteri, tekrar düşünmesi için uyarılar da  hazırlandı.. Veee 29.01.2010 gecesi :)

Kına

Biz, ikimiz :)

Sirtaki öğrenirken..

Şişşşt susun, gelin konuşacak :)

Yavaş yavaş yazmaya başlamış ;)

Pastadan bir yakışıklı çıkmadı ama.. Son kaçamak da düşünülmüştü :))

Ağlatmaya çalıştık ama bizim gelin sürekli gülüyordu :))

Çok sevdim bu fotoğrafı :))


Gelin ve Bride's Crew :)

Damadı bir kontrol etmek lazım :)))

Sağlığına.. Mutluluğuna..

Hep böyle gülmen dileğiyle..

Seni ÇOOOOOK Seviyorum :))

12 Kasım 2009 Perşembe

Tekrar Mersin

7.Kasım cumartesi günü Pınar ve Barış'ın nişanı vardı, daha önce evlilik teklifini ve isteme faslını anlatmıştım, şimdi adım adım evlendiriyoruz onları :) Ben, cuma günü yine 16:30 Adana uçağı ile, ancak nişana yetişebilecek gibi gittim. İki seferde de öncesini kaçırmak üzücü oldu ama en azından tam zamanında oradaydım. Herşey muhteşemdi.. Ama benim için en heyecanlı bölüm nişan kısmının sunuculuğuydu.. Pınar, perşembe günü, benden nişan töreni kısmında konuşma ve sunuculuğu yapmamı istedi. İlk tepkim tahmin edeceğiniz gibi "olmaz ben yapamam"dı. Ama canım Pınarcım, "olur mu yaparsın" dedi.. Sonra en can alıcı cümle geldi, "aslında emrivaki değil tabii ki, yapmak istemezsen başka birinden de isteyebilirim ama ben senin yapmanı çok isterim".. Her zaman motive etmeyi bilir benim arkadaşım :) Ben bu konuşmanın ardından, bu özel görev için seçilmiş olan özel kişi olmanın gururuyla çok istedim o konuşmayı yapmayı.. Ama içimde de hep "ben usul erkan bilmiyorum, ya hoşa gitmezse" gibi bir kaygı.. bu kaygı ile nişan öncesindeki iki gece uyuyamadım.. Nasıl heyecanlıyım anlatamam.. Sonra Barış'ın arkadaşı Özcan da dahil oldu sunuma, biz iki sunucu nişan törenini başlattık.. Özcan'ın da olması kaygımı biraz hafifletti ama herhalde Pınar ve Barış kadar heyecanlıydım ben de.. Konuşmamızda sunuculuk için nasıl seçildiğimizi, bize hangi duyguları yaşattığını, arkadaşlarımızı nerede ve nasıl tanıdığımızı anlattık.. Ne söyledim hatırlamıyorum ama sonradan gelen yorumlar gülümsetti beni.. Bu arada biz aileleri ve çifti davet ettiğimizde nişan tepsisinin hazır olmadığı bilgisi geldi.. Tabii deneyimli sunucular olsaydık, öncesinde herşey hazır mı bir kontrol ederdik.. Ama maalesef hem Özcan'ın hem benim ilk deneyimimizdi bu.. Durum böyle olunca, tepsi gelene kadar babalar ve çiftimiz de konuştu.. Çok eğlenceliydi.. çok sıcaktı herşey.. Nişan bittikten sonra gece devam etti.. Sabah kaçta yattım bilmiyorum ama hatırladığım detaylar: nişanda içtiğim bir sürü kırmızı şarabın üstüne iki votka daha içtim, bir ciğerciye gittik, sanırım ben de ciğer yedim, diş fırçam yanımda olmadığı için bir kriz yarattım, neyseki Mustafa ve Eren sayesinde gecenin o saatinde diş fırçası aldım ve dişlerimi fırçaladım.. Sabah uyandığımda üstümü değiştirmiştim ama hangi arada bunu yaptım bilmiyorum :))) Sonra Pınar'lara gittik, balkondan ayrılamadık.. yine sıcacık bir aile, dostlar, muhteşem ikramlar vardı ve denizin seyri çok güzeldi.. Havaalanına gidene kadar kalkamadık yerimizden..

Mersin, güzel ama parça parçaydı.. Mustafa'nın dediği gibi "barış gelmiş, hiç gitmemiş" olsun.. Sadece Mersin'e değil, heryere..

28 Ekim 2009 Çarşamba

Mersin'de Bir Haftasonu

Çok yakında ufukta yeni bir Mersin yolculuğu görünse de ilkinin bana yaşattıklarını yazmadan ikinciyi anlatmak istemedim.. Aslında bir süredir yazayım diyorum ama olmadı bir türlü.. Neyse :) 17 Ekim'de Mersin'deydim, 18 Ekim akşamı da tekrar döndüm Ankara'ya.. 24 saat bile sürmeyen bu kısa yolculuğa; büyüyen iki ailenin mutluluğu, benim aile dışından ama çok da "içten" tek kişi olarak dahil oluşumun verdiği mutluluk ve gurur, depreşen anılarım, biraz burukluk ama çokça sevinç, özlediğim deniz, sıcak ve nemli hava, ilk kez tadına baktığım lagos, dostluk, aidiyet gibi çok değerli şeyler sığdı.. Ama en çok Pınarımın ve sevgili Barış'ın heyecanı :) çoğu zaman benim de kalbim kulaklarımda gümlüyordu.. Pınar ve Barış evleniyorlar, o haftasonu, bu mutluluğun iki aile arasında geleneksel olarak yapılması beklenen ama hiç de geleneksel olmayan, çok güzel cümlelerle ifade edildiği konuşmaları dinlemek muhteşemdi.. Sonra kocaman, sıcacık bir aile ile huzurun, gülüşmelerin, dostluğun eşliğinde bir minibüse doluşup Narlıkuyu'ya gitmek, ardından uçağa yetişme telaşı içindeyken evde kalan muhteşem yiyecekleri ganimet toplayan korsanlar edasıyla çantalara dolduruşumuz ve kahkahalarla yola çıkışımız.. Bana kalan duygu HUZUR.. Anlatırken en çok anımsadığım ve hala içimi dolduran :)

9 Eylül 2009 Çarşamba

Fortune Cookie


Aslında 3.Eylül'de hemen yazmayı istemiştim ama şu sıra okul çok yoğun, zihnim yoğun.. toparlanıp yazamadım bir türlü.. Ben 3.Eylül sabahına çok mutlu uyandım, gece uyurken içim mutluluk doluydu, sabah da gülümseyerek gözlerimi açtım :)))

2.Eylül, sevgili ortağım, canım dostum Pınar'ın doğum günüydü. Ben organizasyon işlerinde kötüyümdür, ama canım benim yine de bana güvendi ve parti için aranacaklar listesini gönderdi.. Neyse ben aramam beklenen kişileri aradım.. Veee biz Film Grubu (daha sonra bu grup hakkında açıklamalar yapabilirim belki eğer üşenmezsem tabii), o akşam çoğunluğu yakaladık davetliler arasında.. Organizasyonun diğer ayağı da Barış tarafından yapıldı ki kendisi organizasyon içinde organizasyon yapmış hepimize :))

Neyse biz o akşam GOP'taki QuickChina'da buluştuk.. Sohbeti bol bir akşamdı.. Yemeklerimizi yedik, iş pasta ve mum üfleme faslına gelmeden Barış ve arkadaşları bir süreliğine ortadan kayboldu.. Sonra onlar masaya döndü, bir süre sonra Pınar'la Barış'a tabak içinde, bize ise kase içinde dilek kurabiyelerimiz geldi.. Herkes kurabiyelerini aldı, Pınar da tabağındaki kurabiyelerden tabii ki.. Sonrasını anlayamadım, birşeyler oldu Pınar'ın kurabiyesinden turuncu bir kağıt çıktı :))))))))))) Ben hiiiiiiiiiiiiiiç anlamadım, Pınar'a şımarmaya çalışıyorum.. taaa ki Mustafa bana "dur, orada başka bir film yaşanıyor" diyene kadar.. Sonra kafamı bir çevirdim, masanın altında Pınar'ın parmağına bir yüzük takıyorlar :))))))))) Muhteşemdi yaaaaaaaaaa.. Pınar'ın kurabiyesinin içinde muhteşem bir şiir, bir de yüzük varmış onu bekleyen :)))) Sonra şiiri de ikisinden dinledik..

Çok romantik ve çok güzeldi.. Ben bir evlilik teklifine ilk kez tanık oldum.. Barış hepimizi "yaşamımızın sonuna kadar birlikte olmak istediğimiz kişilerle de paylaşmak istedim bunu" diyerek çooooooooooook onurlandırdı.. İyi ki bizimle paylaştı :))

Hala hatırladığımda yüzümde aynı gülümseme.. Çok mutlu oldum, bambaşka bir enerjiyle doldum..

Şimdi sırada Mersin'de yaşanacak iki önemli olay var, ben de orada olacağım........... Çok güzeeeeeeel.. Sonra da düğün :) Yaşasın!!

O akşam biz hem geçmişe dair birşeyi Canım Pınar'ımın doğumunu hem de geleceğe dair birşeyi kutladık... Geleceğinize dahil olmaktan çok mutlu oldum :)))