16 Ekim 2011 Pazar

Avrasya Maratonu

Bugün 33. Avrasya Maratonu vardı.. Halk Yürüyüşü geçen yıla göre daha az katılımcı ile gerçekleşti sanırım, yani benim yürüdüğüm saatlerde öyleydi en azından.. Hava sağanak yağışlıydı, ayakkabılarımın içi su dolup, eşofmanımın paçaları ıslanıp ağırlaştığı için aşağı inmeye başlamasa herşey yolundaydı ama yine de şikayet etmeyeyim, olacak o kadar.. Yağmurluğuma pıtır pıtır vuran damlalar çok güzeldi.. Köprü geçen yıl olduğu gibi sallanmıyordu.. Sadece bir ara fotoğraf çekmek için durduğumda ayağımın altındaki kaymayı hissettim ve hemen yürümeye başladım.. Geçen yıl neydi o sallanan direklerin çıkardığı ses! Sallanma yoğundu ama o sesle birlikte korku filmi gibi olmuştu.. Yanımızda Derin var diye dalgaya vurmuştuk ama köprüyü bir an önce geride bırakmak için belli bir bölümünü koşmuştuk, kahkahalarla gülerek..
 
Başlangıç noktasında seyyar satıcılar, resmen çay ocağı kurmuşlardı, küçük tüple falan.. Çay-simit-peynir satıyorlardı, ben de elime çayımı alıp önce gayet lakayt başladım ama sonra çayım bitince hemen toparlandım.. hızlı bir ritimle yürüdüm.. o soğuğa ve yağmura bir de terim karıştı valla.. 8 Km tamamlanınca padometremdeki sayı, 9863 idi..
 
Ben gayet hızlı hızlı yürürken köprü üstünde, yağmur altında öpüşme fantazisi yaşayan aşıklara azıcık kıl oldum ama neyse.. Bu aşıklardan bir çift de tam vapurdan inerken, o kalabalıkta sürme iskelenin başında öpüşme kararı aldı, yine gayet hızlı hızlı yürürken zınk diye durduk.. 

Akşam o kadar çok üşümüştüm ki eve gelince hemen sıcak birşeyler hazırlayıp "my hug-bodies" dediğim ikili ile sarmaş dolaş oldum: Kalın, şal yaka, yumuşacık yün hırkam ve peluş battaniyem.. Bir de iki yıl önce indirdiğim bir film vardı nihayet onu da koydum dvd-player'a ve izledim: "A Complete History Of My Sexual Failure" Hem çok komik, hem hüzünlü bir film.. Aşk ilişkilerinde bir türlü dikiş tutturamamış yönetmen Chris Waitt, eski kız arkadaşları ile söyleşiler yaparak, ilişkideki hataları-neyin nasıl yanlış gittiğini anlamaya çalışıyor, belgesel nitelikte bir film denebilir.. Herkes kendisi.. oyuncular, gerçek kişiler yani.. sevdim ben..
Özellikle Vicky ile yaptığı söyleşide ikisi de karşılıklı ağlarken, boğazım acımaya başladı.. hala da acıyor.. galiba hasta oluyorum ;)

2 yorum:

  1. her yıl katıalım der der ihmal ederiz...Ama şimdi bu günü kaçırdııma gerçekten üzüldüm...

    Film ilgimi çekti, bulursam izlemek isterim...
    Filmekiminde üç film izledim üçünde de bingo...üçünü de çok sevdim...

    YanıtlaSil
  2. Seneye beraber yürürüz belki.. bugün Nazlı ile filmi gönderiyorum.. Sizin için altyazısını da buldum :) Şimdiden keyifli seyirler.. Filmekimi için sizi çok kıskandım haberiniz olsun ;)

    YanıtlaSil